Az Gören Muayenesi (Teleskopik Gözlük Mua.)

AZ GÖRME HALİ KÖRLÜK DEĞİLDİR!
Kişi farklı yöntemlerle kendine yeter bir hale getirilebilir!

Az Görme Nedir?
Uygulanan medikal ve cerrahi tedaviye rağmen düzelmeyen, günlük yaşam işlevlerinin gerçekleştiremeyecek düzeydeki görme seviyesine az görme denir. Az gören kişinin görme seviyesi %40 ve altında olup soysa ihtiyaçlarını (televizyon seyredemeyen,gazete-kitap okuyamayan, araba kullanamayan vs) karşılamayacak düzeyde olup görmeyi artırmak için özel cihazlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Az Görme Nedenleri

En sık nedeni belli bir yaştan sonra görülen yaşa bağlı makula dejenerasyonudur (sarı nokta hastalığı).Bunun yanı sıra glokom (karasu), şeker hastalığı, göz yaralanmaları, gece körlüğü,göz titremesi vb. diğer nedenler arasındadır.Yine bunun yanında görme alanında daralma, kontrast kaybı, ışığa karşı aşırı hassasiyette bu grup içinde değerlendirilir.Az görme doğuştan olabileceği gibi, bir kazaya, veya bir hastalık komplikasyonuna bağlı ortaya çıkabilir.Işığı hiç göremeyen yada el hareketlerini kabaca gören kişilerin teleskopik gözlüklerden yararlanması ise mümkün değildir.

Az gören kişiler sosyal hayatlarında yaşadığı zorluklar yanında başkalarına muhtaç olarak yaşama psikolojisi nedeniyle hayat kalitelerinde ve iş yaşamlarında düşüşler yaşarlar. Görme seviyesinin iyice düşmesiyle günlük yaşamdaki ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirler.

Az görme hali körlük değildir ve kişi farklı yöntemlerle kendine yeter bir hale getirilebilir.

Az görenlerin rehabilitasyonunda ilk aşama, yaşam kalitesi ölçekleri ile kişinin işlevsel kayıplarını belirlemek ve yaşamsal ve mesleksel alanlarda ki hedeflerini saptamaktır.Görme düzeyine ilişkin beklenti kişinin mesleğine ,yaşına ,eğitim düzeyine, okuma alışkanlığına ve yaşam biçimine göre değişebilmektedir.
İkinci aşama, bu hedeflere ulaşılabilmesi için yararlanabileceği yardımcı cihazlardan uygun olanları seçmek üzere yapılan muayenedir.Detaylı yapılacak bir az görenlere yardım muayenesi sonrası kişi için en uygun metod belirlenebilir. Seçilen yöntemin başarısı için hastanın motivasyonu ve uyumu çok önemli bir noktadır.

Üçüncü ve en önemli aşama eğitim aşamasıdır.

Az Görenlere Yardımcı Cihazlar Nelerdir?

Az görenler için geliştirilmiş pek çok yardımcı cihaz vardır. Hastanın görme seviyesi ve ihtiyacına en uygun çözüm seçilmeli ve bunun eğitimi verilmelidir. Her hasta için görmeyi arttıracak birden çok yöntem veya cihaz bir arada kullanılabilir.Cihazlar mutlaka bu konuda eğitim almış uzman bir doktor tarafından denenerek ihtiyacı olan hastalara önerilmektedir.
Az görenler için yardımcı cihazlar;

a. Büyüteçler
b. Gözlüğe takılabilen yüksek numaralı büyütücü camlar
c. Teleskoplar (teleskopik gözlükler)
d. Elektronik- kapalı devre televizyon sistemleri

Bunun yanında optik dışı yöntemler: Büyük yazılı saatler, telefonlar ve özel olarak basılmış kitaplar ve kontrastarttırıcı aparatlar ile az gören kişi daha rahat bir şekilde görebilir.
Bu tür gözlüklerde kullanılan mercekler,özellikle az gören hastalar için tasarlanmış olup, görüntüyü büyütme ve yakınlaştırma özelliğe sahiptirler. Görüntü olarak normal gözlüklerden daha kalın ve ağırdır.

Optik cihazlara en tipik örnek büyütücü gözlüklerdir. Bunlar normal gözlüklerden daha güçlüdür.Bunları kullanırken okunacak materyalin göze çok yaklaştırılması gerekir, aksi takdirde yazı odak dışında kalır.Büyütücü gözlükler direkt olarak bir gözlüğe monte edilebilirler ya da kişinin kendi gözlük numaraları üzerine eklenebilir. Bu gözlüklerin asferik ve teleskopik türleri bulunur. Teleskopik olanlar daha kaba görünümlüdürler ancak daha uzak mesafeden geniş bir görüş sağlarlar. Asferik olanlar ise estetik görünür, fakat daha kısa mesafeden daha dar alanı gösterirler.
Az görme hali körlük değildir ve kişi farklı yöntemlerle kendine yeter bir hale getirilebilir.

Opr.Dr. Yüksel DEMİRCİ


Presbiyopi

Presbiyopi Nedir?

Presbiyopi, 40 yaşın üzerindeki kişilerde yaşa bağlı olarak oluşan yakını görememe sorunudur. Gözlerimizin içindeki mercek şekil değiştirebilen bir yapıya sahiptir. Bu mercek bu özel yeteneği sayesinde cisimler yakına geldiğinde, şişerek şeklini değiştirebilir ve görme kalitesini arttırır. Yakın görme bu şekilde gerçekleşmektedir. 40 yaşından sonra göz bu yeteneğini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır.

Presbiyopi Neden Oluşur?

Uzaktaki bir cismin yakına gelmesiyle beyne ulaşan uyarı değerlendirilerek göze iletilir. Burada gözün “silier cisim” denen bölgesinde kasların kasılıp gevşemesiyle buna bağlı lifler gerilmekte ya da gevşemektedir. Liflerin bu hareketi, lensin incelerek ya da kalınlaşarak kırıcılığının artmasına neden olur. Göz yaşa bağlı olarak bu yeteneğini kaybeder. Kesin olarak ispatlanmamış olsa da bu yeteneğin yaşa bağlı olarak kaybedilmesi ile ilgili en yakın teori hücre yaşlanması teorisidir. Bu teori de yaşlılığa bağlı olarak saçımızın beyazlaması gibi göz hücrelerimizin bu yeteneğini kaybetmesidir. Bu yüzden bu sorun patolojik bir sorun olarak değil fizyolojik bir yaşlanma olarak değerlendirilir. Presbiyopi yıllara göre her insanda son derece standart bir şekilde artmaktadır. 40 yaşından sonra her 10 yılda bir, +1 numara büyüme gösterir. 50 yasında +2, 60 yaşında ise +3 numara büyümüş olur. Ama burada ilginç bir durum söz konusudur. Örneğin gözümüz -2 ise 40 yaşında buna +1 eklenir. Bu durumda yakını görmek için -1 numaraya ihtiyaç duyarsınız. 50 yaşına geldiğinizde ise uzak için -2 numaraya ihtiyaç varken yakın gözlüğüne ihtiyaç kalmamaktadır. Bu nedenle miyop olup da ‘Ben yakını çok iyi görüyorum’ diyen hastaların yakını iyi görmelerinin nedeni iki rahatsızlığın üst üste gelerek kusur azaltıcı bir etki oluşturmasıdır.

Presbiyopinin Belirtileri Nelerdir?

Presbiyopi hastaları cisimleri 50 cm den daha yakına getirdiklerinde görmede zorluk yaşamaktadırlar. Bu nedenle cisimleri gözlerinden uzaklaştırarak görebilirler.

Presbiyopi Nasıl Tedavi Edilir?

Dünyada bu konuyla ilgili uygulanan birçok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bu tedavi yöntemlerinin bazılarının avantaj ve dezavantajları vardır. Şu an presbiyopi tedavisi için tüm dünyada en güvenilir yöntem olarak kabul edilen yöntem başta KAMRA olmak üzere göz içi multifokal mercek operasyonları ile presbylasik lazer tedavileri hastanemiz bünyesinde uygulanmaktadır.

Tedavi Seçenekleri

Multifokal Göz İçi Lens Tedavisi

Bu tedavi yönteminde gözün içindeki mercek alınıp yerine birden fazla fokus kabiliyeti olan mercek konulmaktadır. Bu merceklerde çeşitli halkalar mevcuttur. Bu halkaların bir kısmı uzağı, bir kısmı da yakını görmeyi sağlar. Böylece görmeyi sağlayan gözdeki sarı noktanın üzerine hem uzaktaki hem de yakındaki görüntüler net olarak düşmektedir. Hastalar buna çok kısa sürede adapte olabilmektedir.

Bu tedavi için hasta seçimi çok önemlidir. Hasta için uzağı mı yoksa yakını mı görmek önemli, buna dikkat edilmelidir. Hasta seçiminde diğer önemli bir konu ise hastanın pupil boyutlarıdır. Tedavinin bir diğer avantajı ise, katarakt ameliyatı olması gereken hastalarda aynı seansta hem kataraktı yok etmesi hem de uzak ve yakın görme problemine basitçe çözüm bulmuş olmasıdır.

Hastanın öncelikle detaylı bir muayeneden geçilmesi gerekmektedir. Her hastanın gözü bu tip bir ameliyata uygun olmayabilir. Kataraktı olan hastaların mesleki konumu, yaşı, sosyal aktivitesi, okuma alışkanlığı, entelektüel düzeyi de hasta seçiminde önem taşımaktadır. Uygun hasta seçimi, uygun teknik, ameliyatın gerçekleştirildiği kurumun ve hekimin tecrübesi ve tabiî ki doğru mercek seçimiyle yapılacak bu ameliyatlarda yüksek başarı oranı görülmektedir.

Monovizyon Excimer Lazer Tedavisi

Excimer lazer tedavi sırasında tek gözün miyop bırakılmasıdır. Dünyada sıklıkla uygulanan çok basit bir tedavi şeklidir. Hastanın az gören gözü -0.75 veya -1 numara miyop bırakılmaktadır. Örneğin hipermetrop rahatsızlığı olan 40 yaşın üzerinde bir hastaya ameliyat yapılırken, ikinci plandaki göz miyop bırakılmaktadır. Hasta iki göz açıkken uzağı da yakını da çok iyi görecektir. Tek tek baktığınızda ikinci plandaki miyop bırakılan göz yakında yardımcı olmasına rağmen uzağı az görecektir.

  1. Cerrahi tedavi Gözde cerrahi müdahale uygulanabilen 3 yer bulunmaktadır. Bu bölgelere uygulanabilen tedaviler;Kornea
    • Monovizyon Excimer Lazer tedavisi
    • Kornea içi multifokal lens veya delikli lenslerle tedavi

    Lens

    • Multifokal lenslerle tedavi
  2. Gözlükle tedavi
    • Bifokal Gözlükler
    • Multifokal (progresif) Gözlükler
  3. Kontakt lensle tedavi Multifokal Kontakt Lensler: Lense uygun olan hastalar bu lensleri kullandıklarında başarılı sonuçlar almaktadırlar. Ancak 40 yaş üstü hastalarda gözyaşı kalitesindeki azalma nedeniyle kullanımda sorunlar yaşanabilmektedir.


Vitreoretinal Cerrahi

Vitreoretinal cerrahi birimi, vitreus ve retina ile ilgili hastalıkların cerrahisi ile ilgilenir.

Bu birimde en sık takip edilen hasta grubu;

* Diabetik retinopati, makulopati

* Retina dekolmanı

* Katarakt cerrahisi komplikasyonu

* Göz travmaları

* Makular hole (görme merkezinde delik)

* Makular dejenerasyon, makula translokasyonu

* Retinanın vaskuler hastalıkları; retinal ven-arter tıkanıklıkları

Vitreoretinal cerrahi biriminde güncel, dünyada en son uygulanmakta olan modern cerrahi yöntemler, teknoloji ile birleştirilmiştir. Geniş açılı görüntüleme sistemlerinin yetersiz kaldığı hastalıklarda gerektiğinde endoskopik vitreoretinal cerrahi operasyonları uygulanabilmektedir.

Vitreoretinal cerrahi biriminde operasyonlarda genellikle lokal anestezi tercih edilmektedir, ortalama bir saat süren operasyon sonrasında hastalar çoğunlukla ameliyat günü taburcu edilerek ayaktan takip edilmektedir.

Vitreoretinal cerrahi biriminde takipler çok önemlidir, komplike olgularda ek olarak birtakım spesifik ve terapötik tetkiklere başvurulur;

Fundus floresein anjiografi (FFA)

Indocyanine green anjiografi (ICG)

Ultrason

RTA (retinal thickness analyzer)

Mikroendoskopik muayene

Cerrahi yaklaşım gereken glokom hastaları için mikroendoskopik siklofotokoagulasyon yine vitreoretinal birim tarafından uygulanmaktadır.

Retina muayenesi nasıl yapılır?

Vitreoretinal cerrahi biriminde takip edilen hastaların muayene için en az yarım saat vakit ayırmaları gereklidir. Bu sürenin bir bölümü muayene sırasında harcanırken, büyük bir kısmı da göz bebeğinin damla ile büyütülmesi için beklemek ile geçmektedir. Bazı hastalarda göz bebeğinin büyümesi için ekstra zaman gerekir. Retina muayenesine ek olarak tanısal amaçlı tetkik (ultrason, fundus anjiografisi, retina kalınlık analizatörü gibi) gerektiğinde ise muayene süresi biraz daha uzayacaktır. özet olarak retina biriminde muayene beklenenden daha uzun sürebilecek bir muayenedir, sabırlı olmak daha sağlıklı bir sonuca ulaşmanız açısından gereklidir.

Retina hastalıklarının bir bölümü acil tedavi gerektirmektedir. Retina hastalığının seyrinde ani bir değişikliğin olması durumunda hastanemizden randevu almanız gerekli değildir, hemen başvurmanız, vakit kaybetmemeniz göz sağlığınız açısından önemlidir.

Retina birimindeki muayene sırasında, takip edilen prosedür;

Görme keskinliğinin değerlendirilmesi

Biyomikroskopta ön segment muayenesi

Göz tansiyonu

Damla uygulanarak göz bebeğinin büyümesi için bekleme

Retina muayenesi

Retina muayenesi sırasında çok yoğun ışık demetini hissedeceksiniz, sabırlı olmanız, toleransınız ve doktor ile iletişiminiz, muayeneyi kolaylaştıracak ve daha sağlıklı bir değerlendirme sağlayacaktır.

Vitreoretinal cerrahiler ekip ve ekipman olarak üst düzey cerrahiler olup ancak üst düzey hastanelerde yapılabilmektedir.

 

Opr.Dr. Hüseyin CENGİZ

Opr.Dr. Veli Ümit ATİK

 


Genel Göz Muayenesi

Göz önemi, hassasiyeti, çeşitli darbelerden ve tesirlerden kolayca etkilenebilmesi dolayısıyla insan vücudunda sağlam bir miğfer içine yerleştirilmiştir. Gözün içinde bulunduğu ve kemiklerle çevrili bu boşluğa göz çukuru (orbita) ismi verilir. Üstte kaş ve kaş kemiği, dışta ve altta şakak kemiği, içte burun kökü ile çevrelenmiştir. Göz kapağı, yabancı maddelerden gözü korur. Göz çukurunun hacmi 29 cm 3 kadardır. İçinde göz yuvarlağı, gözü hareket ettiren kaslar, damar ve sinirler ile bunlara yastık vazifesi gören yağ dokusu bulunur.

Göz Muayenesinin Önemi

Gözlerimiz  duyu organımız arasında bize dünyanın kapılarını açan, öğrenme ve algılama yeteneğimizi harekete geçiren ilk ve en önemli organımızdır.

Gözlerimizi düzenli göz muayenesi sağlıklı bir yaşam için atılacak en önemli adımlardan birisidir.

Gözlük kullanan veya kullanmayan herkesin şikayeti olmasa bile yılda bir kez göz muayenesi yaptırması tıbben önerilmektedir.

Unutulmamalıdır ki, sıradan bir göz muayenesiyle; hipertansiyondan böbrek hastalıklarına, kan kanserinden beyin tümörlerine dek birçok hastalık, kolayca teşhis edilebilmektedir.

Hastanemizde bebeklerden yaşlılara kadar tüm yaştaki hastalarımıza göz bozuklukları ve hastalıklarının tıbbi ve cerrahi tüm tedavileri uygulanmaktadır.

Bilgisayarlı Göz Muayenesi

Göz numarasını ölçmeye yarayan Otorefraktometre cihazı ile hastanın gözünde miyop, hipermetrop ve astigmatın var olup olmadığını ölçülür ve en uygun gözlük numaraları tespit edilir. Bazı durumlarda, özellikle çocuk muayenelerinde, gözlerin uyum yapma yeteneğini geçici olarak baskılamak amacıyla gözlere bir damla damlatılır ve otorefraktometre ölçümü bir süre beklendikten sonra yapılır. Bu işlem halk arasında “damlalı muayene” olarak bilinir.

Görme Keskinliği Testi

İnce detayları görebilme yeteneğimiz, büyükten küçüğe sıralanan harf, sayı ya da şekilleri belli mesafeden okunmasıyla ölçülür. Düzeltilmemiş görme keskinliği bir gözün çıplak olarak, yani gözlük, mercek ya da kontakt lens olmadan sahip olduğu en iyi görme seviyesidir.

Düzeltilmiş görme keskinliği bir gözün önüne mercek ya da gözlük camı yerleştirilerek elde edilebilen en iyi görme derecesidir. Gözlük muayenesinde göz doktoru gözün önüne çeşitli camlar yerleştirir ve hastaya en iyi, en rahat görüşü sağlayan cam numaralarını tespit eder. Doktor bu muayene sırasında otorefraktometre cihazının ölçümlerinden yararlanır.

Göz Numarasının Belirlenmesi

Gözlerimizde miyop, hipermetrop veya astigmatizma gibi kırma kusuru nedeniyle oluşan net görememe durumu gözlük ihtiyacını doğurur. Yapılan muayene sonucu, tedavinin yanı sıra kişi için ideal seçeneğin gözlük mü, kontakt lens mi, ameliyat mı yoksa lazer mi olduğunu da belirlenmektedir.

Biomikroskobik Muayene

Biyomikroskop olmadan göz muayenesinin yapılması mümkün değildir, çünkü göz dokularının büyütülmeden, çıplak gözle incelenemez. Mikroskobik muayenede özel cihazlar yardımı ile gözün ön kısmındaki kapaklar, kirpikler, konjunktiva, kornea, sklera, iris, göz bebeği, lens ve vitreus gibi yapılar kat kat büyütülmüş haliyle ayrıntılı olarak incelenir.

Göziçi Basınç (Göz Tansiyonu) Ölçümü

Göz tansiyonunu teşhis etmede en iyi yol düzenli göz kontrollerdir.  Göz tansiyonunu teşhis etmek amacıyla göz tansiyonu ölçüm cihazı ile incelemeler yapılır.

Göz Kapaklarının Muayenesi

Doktor elinde tuttuğu bir objeyi, hastanın başını hareket ettirmeden göz ile takip ettirerek göz kapaklarının biçimini, pozisyonunu, rengini, alt ve üst göz kapaklar arasındaki aralığı, kapakların kapanma fonksiyonlarını, üzerlerinde herhangi bir şişlik, kitle ya da hassasiyet olup olmadığını inceler. Bu şekilde gözlerin sağa, sola, yukarı, aşağı ve ara yönlere hareketlerinden sorumlu kasların işlevleri değerlendirilir ve göz hareketleri kısıtlayan herhangi bir engelin (kitle, iltihap, ödem vs.) olup olmadığı saptanır.

Göz Kaslarının Muayenesi

Gözün iç kasları, gözbebeğinin hareketini kontrol eder. Gözün dış kasları da gözlerin paralel durmasını sağlar. Şaşılık ve çift görme muayenelerinde göz kaslarının durumu belirlenir.

Göz Dibi Muayenesi

Bu muayene ile gözün arka kısmında bulunan vitre jeli, retina ve optik sinir incelenir. Vitre jelinin saydamlığı, kıvamı, retina damarları,sinir liflerinin görünümü, optik sinirin rengi, sınırları, çukurluğu ve bu gibi pek çok özellik ayrıntılı olarak değerlendirilerek diyabet, hipertansiyon ve kalıtsal hastalıklar v.b. tespit edilir. Bu muayene için özel mercekler ve muayene teknikleri kullanılır. Muayeneden önce gözün arka kısmının daha iyi görülebilmesi için gözbebeği çeşitli damlalarla büyütülür.

 

Opr.Dr Veli Ümit ATİK

Opr.Dr. Efsane Hoşbaht Cengiz

Opr.Dr Ali ÖZER

Opr.Dr Hüseyin CENGİZ

 


Retina Ameliyatları (Retina Tedavisi)

Vitreoretinal cerrahi

Vitreoretinal cerrahi birimi, vitreus ve retina ile ilgili hastalıkların cerrahisi ile ilgilenir.

Bu birimde en sık takip edilen hasta grubu;

* Diabetik retinopati, makulopati

* Retina dekolmanı

* Katarakt cerrahisi komplikasyonu

* Göz travmaları

* Makular hole (görme merkezinde delik)

* Retinanın vaskuler hastalıkları; retinal ven-arter tıkanıklıkları

Vitreoretinal cerrahi biriminde güncel, dünyada en son uygulanmakta olan modern cerrahi yöntemler, teknoloji ile birleştirilmiştir.

Vitreoretinal cerrahi biriminde operasyonlarda genellikle lokal anestezi tercih edilmektedir, ortalama bir saat süren operasyon sonrasında hastalar çoğunlukla ameliyat günü hastanede kalmakta ve ertesi gün taburcu edilmektedir.

Vitreoretinal cerrahi biriminde takipler çok önemlidir, komplike olgularda ek olarak birtakım spesifik ve terapötik tetkiklere başvurulur;

Retina muayenesi nasıl yapılır?

Vitreoretinal cerrahi biriminde takip edilen hastaların muayene için en az bir saat vakit ayırmaları gereklidir. Bu sürenin bir bölümü muayene sırasında harcanırken, büyük bir kısmı da göz bebeğinin damla ile büyütülmesi için beklemek ile geçmektedir. Bazı hastalarda göz bebeğinin büyümesi için ekstra zaman gerekir. Retina muayenesine ek olarak tanısal amaçlı tetkik (ultrason, fundus anjiografisi, optik koherens tomografi- OCT) gerektiğinde ise muayene süresi biraz daha uzayacaktır. Özet olarak retina biriminde muayene beklenenden daha uzun sürebilecek bir muayenedir, sabırlı olmak daha sağlıklı bir sonuca ulaşmanız açısından gereklidir.

Retina hastalıklarının bir bölümü acil tedavi gerektirmektedir. Retina hastalığının seyrinde ani bir değişikliğin olması durumunda hastanemizden randevu almanız gerekli değildir, hemen başvurmanız, vakit kaybetmemeniz göz sağlığınız açısından önemlidir.

Retina birimindeki muayene sırasında, takip edilen prosedür;

Görme keskinliğinin değerlendirilmesi

Biyomikroskopta ön segment muayenesi

Göz tansiyonu

Damla uygulanarak göz bebeğinin büyümesi için bekleme

Retina muayenesi

Retina muayenesi sırasında çok yoğun ışık demetini hissedeceksiniz, sabırlı olmanız, toleransınız ve doktor ile iletişiminiz, muayeneyi kolaylaştıracak ve daha sağlıklı bir değerlendirme sağlayacaktır.

Vitreoretinal cerrahiler ekip ve ekipman olarak üst düzey cerrahiler olup ancak bu donanıma sahip hastanelerde yapılabilmektedir.

Retina Dekolmanı Ameliyatı

RETİNA DEKOLMANI, her yıl 10.000 de 1 kişide gözlenen, görmeyi ciddi şekilde tehdit eden bir göz problemidir. Orta yaş ve üzerinde daha sık olmak üzere her yasta ortaya çıkabilir. Acil olarak tedavi edilmezse, kısmi veya tam görme kaybına neden olabilir. Retina, gözün iç duvarını tümüyle kaplayan ince, saydam bir dokudur. Görmeyle ilgili hücre ve sinir liflerini içerir. Göz küresinin iç boşluğunu ise vitreus denilen yumurta akı kıvamında bir yapı doldurur. Vitreus retinaya normalde çepeçevre yapışıktır. Kornea, lens ve vitreustan geçen görüntü retinada odaklanır. Retinada sinir lifleriyle toplanan görüntü, görme siniri yoluyla beyine gönderilir. Retina sinir tabakası, altındaki pigment epiteli tabakasına yapışıktır. Retinada bir yırtık veya delik oluşursa tabakalar birbirinden ayrılır ve dekolman olarak isimlendirilir. Acil olarak tedavi edilmezse kalıcı görme kaybı gelişir.

TEDAVİ

Yırtık veya delikler dekolmana dönüşmemişşse yeşil laserle tedavi edilir. İleride yırtık oluşturabilecek bazı ince ve yapısı bozulmuş sahalar laser ile kontrol altına alınabilir. Yeşil laserle yırtık ve dejenere saha tamiri ağrısız bir işlemdir. Bir damla ile göz uyuşturulur. Daha sonra mercekler yardımıyla, hasta oturulur durumdayken yırtık delik ve dejenere sahaların etrafı 2-3 sıra laser ile çepeçevre kapatılır. Yeşil laser, uygulandığı bölgede bir yanık oluşturarak, retina sinir tabakasına yapıştırılır ve böylece içinden sıvı sizmasi önlenir. Laser tedavisi o an problemli olan bölge için yapılmış olur. Günün birinde ayni gözün başka bir bölgesinde de yırtıklar oluşursa yine dekolman gelişebilir. Bu yüzden retinası problemli hastalar sık sık göz dibi muayenesinden geçirilirler. Retina dekolmanı gelişen hasalarda tek tedavi cerrahidir. Cerrahi tipleri çeşitlilik gösterilebilirse de yırtıkların kapatılması ve çekintilerin azaltılması prensibine dayanır. Dekolmanlı gözlerde cerrahi lokal veya genel anestezi altında yapılır.

VİTREUS DEKOLMANI

Gözün iç yüzeyini dolduran ve retinaya sıkıca yapışık olan vitreus dokusu herkeste bir yastan sonra veya darbe, enfeksiyonu gibi hızlandırıcı faktörlerin etkisiyle natürünü kaybetmeye baslar ve kendisi de kuruyup büzülür. Kuruyan ve saydamlığını kaybeden vitreus dokusu, lif lif gözün içinde yüzdükçe kişi gözünün içinde sinek uçuşması, iplik dolaşması gibi şikayetler hisseder. Bu son derece doğal bir deformasyon olan vitreus dekolmanıdır.

UYARILAR VE ÖNLEMLER

Bir gözde yırtık yada dekolman yapan nedenler, diğer gözde de büyük bir olasılıkla oluşabilir. Ailede dekolman varsa, aile bireyleri mutlaka kontrol altında tutulmalıdır. Miyopisi olan kişiler hiç yakınmaları yoksa bile 2 yılda bir göz dibi muayenesinden geçirilmelidirler. Göze gelen darbelerden sonra ihmal edilmeden göz dibi muayenesi yapılmalıdır. Gözde ışık çakması, en kısa zamanda bir göz ve göz dibi muayenesini gerektiren acil bir durumdur. Daha önce retinasında yırtık oluşmuş yada yırtık riski taşıyan hastalar ve yüksek miyopisi olanlar sert hareketlerden, sıçrayıp atlamalardan ve ağır yük taşımaktan sakınmalıdırlar. Dekolman ameliyatı ne kadar çabuk yapılırsa, basari şansının o kadar yüksek olacağı unutulmamalıdır.

 

Opr.Dr. Veli Ümit ATİK

Opr.Dr. Hüseyin CENGİZ


Excimer Lazer

  • PRK (LASEK)

  • LAZIK

  • NO TOUCH

 

 

Bu üç yöntem hastanemiz bünyesinde uygulanmaktadır.


Şaşılık Ameliyatı

Şaşılık ameliyatları uzun süre hastanede kalmayı gerektirmez. Ancak her ne kadar lokal anestezi ile operasyon mümkün olsa da hastanın konforu, cerrahın rahat çalışabilmesi açısından ve kasların daha iyi manipule edilebilmesi gibi amaçlarla şaşılık cerrahisinde genel anestezi uygulaması tercih edilir. Bu nedenle, operasyondan sonra genel anestezi etkisinden dolayı birkaç saat hastanede gözetim gerekir. Daha sonra hasta verilen talimatlara uymak kaydıyla evine gidebilir.

Gözün kayma şekline göre belli kaslar üzerinde girişim yapılır. Cerrahi bir veya heriki göz üzerinde planlanabilir.

Çocuklara şaşılık cerrahisi planlandığında genel anestezi gerekir. Lokal anestezi ancak erişkinlerde kullanılabilir.

İyileşme hızlı olur. Hastalar, birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönerler.

Cerrahi sonrası gözlük veya prizma gerekebilir. Bazı olgularda sonraki bir dönemde ikinci bir cerrahiye ihtiyaç olabilir.

Sabit şaşılığı olan çocuklarda erken cerrahi daha iyi sonuç verir. Bu nedenle cerrahi gerekiyorsa okul döneminden önce düşünülmelidir.

Her cerrahide olduğu gibi göz kaslarının cerrahisi bazı riskleri beraberinde taşır. Bunlar, enfeksiyon, kanama, aşırı skarlaşma ve görme kaybına neden olabilecek diğer nadir sorunlardır.

Şaşılık cerrahisi gözlerin paralelleşmesi için genellikle etkin ve güvenilir bir tedavi şeklidir, fakat gözlüklerin veya göz tembelliği tedavisinin yerini alamaz.

 

Opr.Dr Hüseyin CENGİZ

Opr.Dr Ali ÖZER

Opr.Dr. Efsane Hoşbaht Cengiz

Opr.Dr Veli Ümit ATİK


Glokom (Göz Tansiyonu)

Glokom, göziçi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin giderek zayıflamasına ve böylece görme kaybına yolaçan ciddi bir hastalıktır. Birçok glokom çeşidi vardır. Fakat en sık görülen glokom tipi açık açılı glokomdur.

GLOKOM NASIL TEŞHİS EDİLİR ?

Özellikle, kronik açık açılı glokom adı verilen en sık görülen glokom çeşidinde, eğer göziçi basıncı çok yüksek seviyelerde değilse hastalık hiçbir belirgin belirti vermeden sinsi olarak seyreder. Bu nedenle hastalığın teşhis edilmesi, ilerlemiş dönemlerinde yapılır.

1. Glokom, çoğunlukla başka bir nedenle, sıklıkla da sıradan bir gözlük muayenesi veya basit nedenlerle doktora başvuran hastalarda yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir. Bu nedenle göz muayenesi sırasında göz tansiyonunun ölçülmesi ihmal edilmemelidir.

2. Ayrıca, bir kısım hastada akut glokom krizi denilen ve göziçi basıncının ani olarak çok yüksek düzeylere yükselmesiyle ortaya çıkan, şiddetli göz ağrısı, başağrısı, gözün kıpkırmızı olması, bulantı, kusma gibi gürültülü bir tabloyla kendini gösterir. Bu durumda teşhis çok kolaydır ve acil tedavi gerekir.

3. Glokom teşhisinde göz doktorlarının klasik olarak birlikte aradıkları üç bulgu gereklidir. Bunlardan birincisi, göziçi basıncının yüksek olmasıdır. Normalde göziçi basıncı 10-20 mm. civa basıncı düzeyindedir. Göz içi basıncının 20 mm civa basıncının üzerinde bulunması çoğunlukla glokom lehindedir, ancak sadece göziçi basıncının yüksek bulunması, glokom teşhisi için yeterli değildir. Çünkü göziçi basıncı 20 mm civanın üzerinde olduğu halde normal olan gözler olduğu gibi, göziçi basıncı 20 mm civanın altında olmasına rağmen glokomlu olan gözler de mevcuttur. Glokom teşhisi için ikinci olarak aranılan bulgu, gözdibi muayenesinde görülen göz siniri tahribatıdır. Üçüncü bulgu da, görme alanı muayenesinde, görme sinirindeki tahribatı gösteren görme alanı bozulmalarıdır. Glokomlu hastalar, göziçi basıncı düzeyi, görme sinirinin ve görme alanının durumu birlikte değerlendirilerek izlenirler ve yine bu bulgulara bakılarak ilaç tedavisine veya ameliyata karar verilir.

GLOKOM TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR HASTALIK MIDIR?

Glokom teşhis edildikten sonra tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Ancak, zamanında teşhis edilmeyip hastalık göz sinirinde tahribat yapar ve görme derecesini düşürdükten sonra teşhis edilirse, yapılan tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kayıpların geriye getiremez. Bu nedenle hastalar, görme kayıpları oluşmadan, göz siniri tahrip olmadan erken dönemde yakalanırsa görme kaybına engel olunarak kolayca tedavi edilebilir.

Opr. Dr. Efsane Hoşbaht Cengiz